Corona Virüsünü Nasıl Anlamalıyız

Okunma: 337
Pik Bilgi 5 Mayıs 2020 00:26
Videoyu Aç Corona Virüsünü Nasıl Anlamalıyız
A
a

Yaklaşık 4 -5 aydır Corona virüsü ile yatıp covid 19 ile kalkıyoruz. Her gün basında saatlerce konuşulmadığı bir gün geçmedi. Peki bir şeyi çok konuşmak o şeyi anlamak mıdır? Ya da her türlü bilimsel içeriklerin olduğu İnternet aleminde gerçek bilgiye ulaşabiliyor muyuz. Eğer öyle değilse bilgi kaynaklarımızı gözden geçirmeliyiz.

Şöyle bir örnekle corona virüsü ile ilgili mülahazamıza başlayalım. 

Daha önceden fil görmeyen bir topluluk karanlık bir odaya girse ve odada bulunan filin hortumundan tutan farklı, bacağından tutan farklı, kulağından tutan farklı başıdan tutan farklı yorumlar yapsa bu ne kadar hakikat olabilir.Hepsi tuttuğu şeyi tarif ediyor. Evet aslında söyledikleri hakikatın bir parçası olmasına rağmen hiç biri hakikatı  tam olarak kuşatamaz.  Peki hakikatı anlamak ve hakikatin tümüne vakıf olmak mümkün müdür. Tabi ki mümkün değildir. Mutlak olan Allah’ın dışında mutlak bilgiye tam olarak kimse ulaşamaz. O’nun bildirdiği kadar biz hakikate ulaşabiliriz. Ama gerçeklikleri bir araya getirmek ve hakikat yolunda yürümek önemlidir. Herkes virüsü konuşurken biz hakikati  ne kadar anladık.
 
Bu hikayede olduğu gibi corona konusunda da farklı görüşler ortaya çıktı. Bazı Dindarlar bu döneme “Allah’ın azabı” şeklinde yorumlarda bulunurken. Müslüman Hristiyan ve Yahudi dünyasında Corona’nın Mehdi ve Mesih’in gelmesine sebep olacağını söyleyenlerde oldu. Böyle dönemlerde insanların zayıflıkları ortaya çıkar ve bir kurtarıcı arayışına girerler. İran’da bir çok din adamı Mehdi’nin gelişine bunun sebep olacağını söyledi. Yahudilerin sağlık bakanı; Bunun Tanrı’nın bir azabı ve bir işareti olduğunu ifade etti.

 Evenjelist düşüncenin”Tanrı’yı kıyamete zorlamak” düşüncesinin yalnız onlara ait bir olgu  olmadığını da bu süreçte bir çok kez gördük. Her zaman olduğu gibi bu tür kriz dönemlerinde Müslümanlarda “kıyamet alametleri” şeklinde düşünceler her zaman zuhur eder. Kıyametin yakında geleceğini düşünerek Aslında bazı Müslümanlarda bu evenjelist düşünceyi bilinç altında da olsa desteklemektedirler.
 
Bize düşen ise, bu tür olayları hikmet penceresinden bakarak yorumlamak; “Başınıza gelen musibetler, felaketler kendi ellerinizle işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar yüzündendir” Ayetinde belirtildiği gibi, işlediğimiz günahların bir sonucu olarak başımıza geldiğini bilmek ve bu hatalarımızı düzeltmek olmalıdır.  
 
Covid 19 virüsü ile ilgili yapılan siyasi ve ekonomik yorumlarda,  Virüsün ilk çıktığı yer olan Çin tarafından bir biyolojik silah olarak üretildiği, bu yolla Çin’in dünyayı kaosa sürükleyeceği, Bir çok şirketin , zor duruma düşeceği, iflas bayrağını çeken şirketleri ise Çin’in teker teker satın alarak böylece dünyayı ele geçireceği söylentileri ilk söylenen şeylerdendi.

Sonraları ise, Çin virüs tehdidini atlatınca topu ABD’nin üzerine atarak, virüsü ABD’nin ürettiğini, Çin’in yükselişine engel olmak istediğini belirterek karşılıklı suçlamalar halen devam ediyor. Bu tartışmalar devam ede dursun. Binlerce insanın ölümüne sebep olan virüs olayından  ne Çin, ne ABD ,ne de dünyanın başka bir ülkesinin karlı çıkması mümkün görünmüyor.
 
Bu virüs’ün arkasında ne ÇİN ne ABD, daha üst bir akıl var denerek , dünyayı yönettiği söylenen Yahudi, siyanist ailelerin hedef gösterildiği de oldu. Bu hanedanlıkların, sermayeyi ÇİN’e kaydırmak istediği, ABD’nın dünya ticaret merkezi olmaktan; doların rezerv para olarak kullanılmaktan çıkarılacağı, bunun yerine sanal paraların kullanılacağı şeklinde söylentilerde dolaştı. Virüsü çıkaranların amacının bu olduğu söylensede henüz kimse tam olarak  gerçeği bilemiyor.
 
Bütün bu söylemlerin yayında tabi ki bazı sorularda kafalara takılmıyor değil, Covid19 virüsü 2019 yılı Aralık ayında çıkmasına rağmen, 2-3 ay hiç kimseden ses çıkmadı. Tamam Çin dünyaya haber vermedi. Peki dünyada yaprak kıpırdasa haberi olan  İsrail ve ABD istihbaratının,hatta İngilizlerin, Yuhan’daki bu hareketi gözlemlememiş olması mümkün müdür.? Bunu bilmiyoruz ancak mümkün görülmüyor diyebiliriz. Dolayısıyla kafalara hemen şu soru takılıyor. Neden 2-3 ay haber veren dünyayı uyaran olmadı?
 
Çin’den sonra hızla dünyaya yayılan virüs, İtalya,İspanya derken Avrupa’ya ardından ABD’ye hızla yayıldı ve şu an virüsün merkezi  ABD oldu ve binlerce insan ölmekte. Birkaç ay önce denseydi ki, insanlar bir virüsten dolayı evlerinden çıkamayacak, aylarca evde kalacaklar ... belki hiç birimiz inanmayacaktık. Bu virüsün nasıl çıktığını şu anda bilmemiz mümkün değil, ancak çıktıktan sonraki müdahalesizlik bizlerin aklına soru işaretleri getirmektedir.
 
Bu virüsten sonra bir çok düşünür bundan sonra dünyanın farklı olacağını söylüyor, NEDEN! bundan öncede bir çok kez virüs oldu, neden bundan sonra dünya eskisi gibi olmayacak? Denmedi de şimdi deniyor. Bu neslin  bile kuş gribi, domuz gribi, ebola gibi virüsleri görmüşken ve o zaman bu tür söylemlerde bulunulmamışken neden şimdi dünya eskisi gibi olmayacak gibi söylemlerde bulunuluyor.?  
 
Bu virüsün kendine has bazı özellikleri  var, mesela yaşlıları daha çok etkiliyor.Bu durum hemen bir teori üretmemize neden oluyor. Yoksa, ÇİN, ABD ve Avrupa yaşlı nüfustan kurtulmak mı istiyor! Ne kadar doğru bilmiyoruz. Ancak virüs genelde yaşlıları öldürmeye devam ediyor. Aynen Rockefeller ailesinden birinin, “Dünya nüfusu yaşanabilir, sağlıklı ve huzurlu bir hayat sürmek için 500 Milyon insan yeterli” dediği gibi.
 
Davos’ta küresel ısınma,iklim değişiklikleri, salgın gibi meselelerin yanında,son yıllarda insanlığın farklı bir mecraya doğru yürüdüğü söylemleride dillendirilmeye başlandı. Bunun yanında, bir üst aklın artık dijital tekillik, transhümanizm, panhümanizm  gibi, yeni bir evreye geçmeyi istediği söyleniyor.
 
Bütün bunları duyunca virüsü bu sözlerin neresine koyacağız. Bu sözleri ciddiye alacak mıyız,almayacak mıyız.
 
Şimdi bir üst aklın insanlığı sürüklenmek istediği yönü biraz irdeleyelim.
 
Transhumanizm , geçiş insanı anlamını taşıyor. Bu bir akım ve hümanizden buraya geldi.Bu akımın insanı bilinçsel ve biyolojik olarak güçlendirilmeyi  hedef olarak aldığı söyleniyor.
 
İnsanı biyolojik olarak güçlendirmenin yeni olmadığını söyleyerek bu işi yapıyorlar. İnsanın ilk aleti bulmaya başladığı zaman Transhumanizm’in başladığını söylüyorlar. Mesela insana faydası olan baston’dan başlayarak ,M.Ö Mısır’da protezlerin kullanıldığını; gözlük, lens gibi eşyaları kullanan insanın, günümüzde  üç boyutlu yazıcılarda üretilecek organları da kullanabileceği tezini savunuyorlar. Bu amaçla Amerika’da yazıcıda yapay et üretilmeye başlandı, organların bazıları da yapılmaya başlandı. Şu aşamada beyin dışında her şeyi üç boyutlu makinelerde üreterek insana nakletmeyi planlıyorlar.
 
Transhümanizm düşüncesine sahip kişiler, insan gözlük taktığında nasıl kötü bir şey yapmıyorsa, bir organı değiştirdiğinde de kötü bir şey yapmıyor düşüncesindeler. Ancak hiçbir şey bu kadarla bitmiyor. İnsan kendi doğasını kaybetmeden teknoloji yardımıyla kendini aşacak düşüncesinden başlayan Transhümanizm’in geldiği nokta hiç de bu kadar masum değil.  
 
Geçiş insanı anlamı taşıyan transhümanizmin esas hedeflediği nokta ise insanı  posthumanizm evresine geçirmek. Öyleyse bahsedildiği gibi iyimser,insancıl ve insanı yükselten bir olay olmadığı ortada.

Friedrich Nietzsche, üst insan demişti. İnsanı alt grubumuz olan maymunla kıyaslamış, “bizim maymunla olan konumumuz ne ise, üst insanında, şimdiki insanlarla olan durumu aynıdır” demişti. Evet Transhümanistlerin ilham kaynağını bu söz oluşturmaktadır. Hatta evrim teorisinden etkilenmişlerdir. Bunun ise tercihe bırakılacak bir şey olmadığını zorunlu bir sonuç olduğunu söylüyorlar.
 
Transhümanizm’in bir öncesi, hümanizm, aydınlanma döneminde popülerliği yakalayan bu akımın genel teorisi. “Tanrı’nın dünyada dışlanması, merkeze dinin değil insanın alınması” idi. Transhümanizmin bir sonrası olan poshümanizm ise insan ötesi demek oluyor.

Poshümanizmde insan  merkeze gelemeyecek çünkü insan diye varlık kalmayacak. Dijital tekilliğe geçmiş olacak. Hawking’in dediği gibi yapay zeka belkide insanlığın son buluşu olacak. Poshümanizm aşamasında  dijital tekilliğe geçilecek bunun için 2045 yılını baz alıyorlar. Dijital tekillik denen durum, İnsanın yapay zekayla robotlaşması, veya robotların insan gibi düşünmesi, veya bütün insanlığın bilincinin dijital bir ortama aktarılarak orada öngörülemeyen, bilinemeyen bir tekilliğin oluşması şeklinde yorumlanıyor.
 
Tekillik kavramı matematik ve fizikte kullanılır ve insanlığın çaresiz kaldığı durumu ifade eder. Evrimciler insanın poshümanizme dönüşünü tekillik olarak öngörüyorlar.
 
Bu duruma geçişin bir ara durağıda , “G5 teknolojisi”, yani nesnelerin internetine geçiş dönemi.G5 teknolojisi ile akıllı şehirler, akıllı otolar, birçok makinenin, fabrikanın akıllı sistemle çalışacağı evreye girmiş olacağız.Bu teknolojide, Otomobillerin kaza yapma riski ortadan kalkıyor. Çünkü G5 teknolojisinde risk anında otomobil beynine aktarılıyor ve kaza riski minimuma indiriliyor. Peki tüm bunları yaparken insanı burada yüceltiyor muyuz. Yoksa nesnelleştiriyor muyuz. Evet cevap çok basit Hümanizm’de insan merkezde idi. Poshümanizm’de teknoloji merkezde olacak. 5G teknolojisi bunun önünü açacak. Daha önce insana göre konumlandırılan , evler,parklar,yollar,otomobiller vb. gibi şeyler robotlara göre konumlandırılacak. Böyle olunca tabi ki burada insanın yüceltildiğinden söz edemeyiz.
 
Bu tartışmalar uzun bir süredir yapılırken, virüs tehdide ile tekrar konuşulur oldu. Peki biz müslümanlar olarak ne yapacağız. Bizim önümüze konan seçenekler dışında bir dünya yok mu? Tabiki var. Bunun olduğunu erdemli insanlar ispat etmek zorunda. Tabiat boşluk kabul etmiyor. Makul yaşanılabilir, hayata dokunan insanın problemlerini çözen bir hayat tarzı, sunmaz ise bu teoriler gerçek olabilir. Ülkemizde şu ana kadar bununla ilgili bir çalışmanın olduğu söylenemez. Ülkemizde yapay zeka söylemleri geçmekte ancak bu söylemler sektörel kısmı ile ilgili söylemlerdir. Halbuki bunun arka planını felsefesini anlamak ve dini ve milli olumsuz yönlerini yok etmek için çalışmalarda bulunmak gereklidir.
 
Virüsle birlikte kapitalıst dünya reflekslerini gösterdi. İtalyaya giden yardıma önce Almanya sonra Fransa el koydu. , Almanyanın parasını ödediği maskelere abd el koydu. Güçlü olan kazanır doğa kanunu işledi. Büyük balık küçük balığı yütüyor. Türkiye ise bu konuda bir çok ülkeye yardım etti. Bu Müslümanlar için bir fırsat oluşturuyor. Ailenin yok edilmesiyle dijital tekillik aşaması birbiriyle doğrudan ilişkili şeyler. Toplumsal eşitlik söylemleri bundan bağımsız değildir. İnsanlığın en kadim yapısı olan aile yok edildiğinde onların hedefine ulaşması kolay olacak. Geleneksel aile yapısını önemseyen coğrafyalar bunu tartışırken nasıl oluyorda, ülkemiz adım adım bu noktaya gidiyor. İstanbul sözleşmesi imzalanıyor. Bunu kendimize sormamız gerekiyor. Bayanlarımız feminist olmak istiyor muydu. Erkeklerimiz kapitalist olmak istiyorlar mıydı da oldu peki. 

Koronadan sonra insanlığa söz söyleyeceksek samimi olmak zorundayız. Bunun emarelerini ortaya koymamız ve insanlığa göstermemiz gerekiyor. Süreci anlayarak sorunu tespit edip, ona göre çözüm yolları aramamız gerekiyor. Bu süreç ülkemizde yeterince anlaşılmadı ve tartışılmadı. Hatta konuşulduğunda insanlarımız bunu ciddiye bile almıyor, Aile kurumunun önemini tekrar ele alacağız ve aileyi güçlendireceğiz. Bu günlerde çok önemli şekilde bu olayları anlama konusunda çalışılmalı, dünyayı tanıyan ve vahyin gözüyle bu olayları yorumlayacak akla ihtiyacımız var. Dünya sistemi şu an bile değişti. Bunların bazıları kalıcı olacak. Dijital dünyaya istesekte istemesekte zaten katkı sağlıyoruz. İslam dünyası olarak sanayileşme endüstri 1-2 yi zaten yakalayamadık. Tarihin akışına ayak uyduramadık. Şu anda bir akışı görmek zorundayız. Hocalarımızın alimlerimizin bu okuyuşu yapması gerek. Hepimiz bir yönüyle okumalar yapmamız, buna katkı sağlamalıyız. Eğitim şekilleri zaten değişti. Bilginin mahiyeti ile ilgili ciddi tartışmalar yapılacak. Buna sahip bir zihne ulaşmamız gerekiyor.
 
Aile ile ilgili bir şeyler yapmaya samimi iseniz yaparsınız. Kızlarımızı daha evlendirirken boşanmaya yönelik evlendirirsek ekonomik özgürlüğü boşanmanın bir aracı gibi empoze edersek buna nasıl engel olabiliriz.  Erkek çocuklarımızı bir kapitalist gibi yetiştirip öyle bir örneklik onlara sunuyorsak ne yapabiliriz ki. Evet bir önceki paragrafta belki bitirmemiz gerekiyordu. Ancak bazı soru işaretleri ile bu mulahazamıza son verelim.
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
sayfalar SAYFALAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat